Geri Git   Anime manga > Anime/Manga Sohbet > Anime Tartışmaları > Anime Tanıtımları ve İncelemeleri


Anime Tanıtımları ve İncelemeleri Animeler Hakkında Bilgi Almak İsteyenler İçeriye Bakmalı.


NHK ni Youkoso! (Welcome to the NHK!)

Anime Tartışmaları Kategorisinde ve Anime Tanıtımları ve İncelemeleri Forumunda Bulunan NHK ni Youkoso! (Welcome to the NHK!) Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçeriği Kısaca ->> Bölüm Sayısı: 24 Süre: 23 dakika Yayın Tarihi: 2006 (Roman: 2002 Manga: 2004) Orijinal Eser: Tatsuhiko Takimoto Senaryo: Satoru Nishizono ...

Yorum
 
LinkBack Tanıtım Araçları
Eski 05-09-2009, 15:41  
Ne düşünüyorsun?
 
----
 
Kitiara'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: 01-09-2009
Mekan: Gözden ve gönülden uzak bir yerde
Yaş: 27
Favori Anime: Fate/Stay Night, Death Note, Higurashi, Code Geass, Ouran, Baccano, Monster, NANA,Natsume Yuujinchou
Mesaj: 26
Standart NHK ni Youkoso! (Welcome to the NHK!)

Bölüm Sayısı: 24
Süre: 23 dakika
Yayın Tarihi: 2006 (Roman: 2002 Manga: 2004)
Orijinal Eser: Tatsuhiko Takimoto
Senaryo: Satoru Nishizono
Yönetmen: Yusuke Yamamoto
Açılış: Puzzle (Round Table-Nino)
Kapanış: Odoru Akachan Ningen (Kenji Ohtsuki- Fumihiko Kitsutaka)
Modokashii Sekai no Ue de (Yui Makino)

TANITIM

Satou Tatsuhiro, Tokyo’da tek başına yaşayan bir gençtir....
BayanKitiara Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-2010, 12:08   #10
Ne düşünüyorsun?
 
----
 
Giriş Tarihi: 17-09-2009
Mekan: İstanbul
Yaş: 31
Favori Anime: True Tears
Favori Manga: Bokura ga Ita
Mesaj: 42
Standart İlgi: NHK ni Youkoso! (Welcome to the NHK!)

Slm arkadaşlar bu güzel seriyi bende çok merak ettim yanlız. sitede verilen altyazılarıyla uyumlu videoları varmı lütven.
Bayramelow Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-02-2010, 02:06   #11
Ne düşünüyorsun?
 
----
 
Coreality'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: 09-01-2010
Mekan: İzmir & İstanbul
Yaş: 21
Favori Anime: One Piece, Welcome to the NHK!
Favori Manga: Battle Angel Alita, Death Note, Basilisk, Bitter Virgin
Mesaj: 14
Standart İlgi: NHK ni Youkoso! (Welcome to the NHK!)

Başına gelen her olayın NHK[Nihon Hikikomori Kyokai]'nin komplosu olduğunu düşünen bir gencin hikayesi anlatılmaktadır. İzlediğim en iyi animelerdendir. Hayata dair gerçekçi bir şeyler görmek istiyorsanız bu animeyi izlemenizi öneririm..
BayCoreality Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-02-2010, 20:22   #12
hayat çok da uğraşmaya
değmez...
 
uykucu
 
drtrzan'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: 24-11-2009
Mekan: istanbul
Yaş: 25
Favori Anime: code geass
Favori Manga: ushio and tora, liar game, naruto
Mesaj: 41
Standart İlgi: NHK ni Youkoso! (Welcome to the NHK!)

bu alanda seyrettiğim en iyi animelerden biri. olay sade bir şekilde çok iyi anlatılmış.
bazı diyaloglar beni rahatsız etmiş olsa da izldiğime çok memnunum
Spoiler:
beni en çok sinirlendiren kızdan şüphelenip kaçmasıydı.
''hikikomori olmak bir lüksmüş aslında'' bu söz gerçekten çok orjinaldi.
__________________
Baydrtrzan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 14-07-2010, 11:02   #13
"Imagine it!" diye
haykırmak istiyorum!
 
Araştırmacı
 
Akuma_Blade'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: 11-09-2009
Mekan: Mecidiyeköy
Yaş: 29
Favori Anime: MobileSuit Gundam, Votoms, Iron Linebarrels, GITS, Blackjack, FMP, NHK ni Youkoso, Nadesico, Yamato
Favori Manga: Blame, KOR, Mermaid's Forest, KKNJ, NGE, FSS, KR Spirits, Detective Conan, Jiraishin, Akira, Alive
Mesaj: 868
Standart İlgi: NHK ni Youkoso! (Welcome to the NHK!)

"Rüya ve komplo!"

Seriyi bu haftasonu tesadüfen HDD temizliği yaparken bulup karşılaştım. Konusuna dair hiçbirşey bilmeden izlemeye başladım ve ertesi gün bitirdim. Benim askerlik dönüş yılıma (2006) denk geldiğinden farkedememiştim ve ve bu zamana dek içeriğinden haberim olmamıştı. Açıkçası izlerken lanet ettim kendime... "Neden bu harika Anime'den bu kadar zaman haberim olmadan yaşamışım" diye? Zira karşımda şu yaşıma dek izlediğim tüm o Anime serilerini geçin, tüm o okuduğum/izlediğim kurgusal (?) anlatıların içinde en zirvede duran şey duruyordu. Öyle başarılı bir kurguydu ki, aslında gerçeğin kendisi olduğundan şüpheleniyordum. Karakterler öylesine canlı, öylesine olması gereken tepkiler veriyorlardı ki, hiç yaşanmamış ve yaşanmayacak tiplemeler olması imkansızdı. Ve espriler o kadar başarılıydı ki pratogonist'in yaşadığı o syntax error durumlarının aynını hayatımın bir kısmında mutlaka yaşadığım için ekran karşısında acı acı sırıtıyordum. İki yüzlü bir bıçak gibiydi bu seri. Aynı duruma ne olduğunu tam olarak anlayana dek kahkahalarla gülebiliyor, yada elinizi alnınıza götürüp acı acı gülümsüyorsunuz. Diyebilirim ki, sizi işte böyle hem kahkahalarla hem acı acı güldüren, hem bilinçlendirip size birşeyler katan, hem de sizi hayatın içinde bambaşka bir hayatı gösteren çok fazla yapım bulamazsınız.

"Bu dünyada komplolar vardır"

Satou'nun, klişe bir abazan genç tiplemesi değil bir "tutunamayan" olması, şizofreniyle zalim gerçek dünyanın duvarları arasında çarpıp duran bir hikayeye sahip olması, onu anlamamızı hatta sahiplenmemizi ve onunla daha iyi empati kurmamızı sağlıyor; "kaybeden" olmayı kof bir tanım olmaktan çıkarmayı ve sonuçlarını değil nedenlerini göstermeyi başarıyor bu seri.

Az yada çok görünseler bile her karakterin ayrı bir hikayesi ve seriye kattıkları birşeyler olduğunu göreceksiniz. Ben özellikle Hitomi (Satou'nun sempai'si) ile ilgili hikayeden etkilendim ve seri bittikten sonra onla ilgili her sahneyi yeniden izledim: Eğer sizin de -az yada çok- Satou'ya benzer bir geçmişiniz olduysa ve en azından hayatınızın bir döneminde sosyal uyum problemleri yaşadıysanız, hayatınızın saniyelerle ölçülen bir kısmında gösterdiğiniz iradesizlik nedeniyle hala pişmansanız bu yan hikayenin bağlandığı her bölüm sizi ayrıca etkileyecektir. Ayrıca hikayenin tek bir temada geçmemesi de çok güzel bir artı. Değil, bölümler arası, bölüm içinde kullanılan temalar bile birbirini gerçek anlamda tekrarlamıyor. (Örnek vermek gerekirse 9. bölümde Kaoru'nun çocukluk flashback'i ve akabinde "bir insanın neden Kamen Rider izlediğini" özetleyen 5-6 saniyelik sahneyi hala çevirip çevirip izlerim)

"Dramatik ölümler bizim gibilere yakışmaz!"

Eğer tıpkı Belye Nochi, Hearts in Atlantis, Breakfast Club yada KKNJ gibi insanın toplum içindeki yerini ve olgunlaşma sürecini sorgulayan bir "analiz" kurguları arıyorsanız Welcome to NHK, geçmişi andıkça daha iyi empati yapacağınız karakterleri ile bunu oldukça güzel yapıyor.

Seride sevginin ne olduğundan Tanrı'ya, gündelik hayatın manik depresif haline getirdiği insanlardan MMO oynarken ölenlere, eroge oyun sektörünün durumundan toplu satış yapan şirketlerin aldatmacalarına, new age intiharlardan psikotrop ilaçların yarattığı kişilik bozukluklarına, ailelelerin aşırı beklentilerinin çocuklarda yarattığı çöküntüden çocukların olabildiğince erken çalışmalarının onların iyiliğine (?) olduğuna dek sayısız hikaye ve ders var, dahası bu temaların izleyiciye bilinçlendirici, yol gösterici, uyanış sağlayıcı, ama bunların pragmatik şekilde değil dostça anlatarak yapılması; karakterlerin her birinin geçmişten yaralı yada hastalıklı kişilikler olması ve bunu süreç içinde anlamamız oldukça güzel.

"Eğer ölürsen mutsuz olacak birileri varsa, yaşamalısın"

Pearl Kyoudai imzalı müzikler defalarca çevirip çevirip dinlenecek denli kaliteli. Kimagure Orange Road ve GTO Drama'dan beri ambiansı ve karakterlerin o sahnedeki hissiyatıyla bu denli örtüşen müzikler görmedim desem yeridir. (Günlerdir albümü çevirip çevirip dinliyorum: Tek kelimeyle mükemmel!) Farklı tarzlardan parçalardan oluşan OST'lar kaliteyi daha yukarı taşıdığı gibi tarz olarak kendini hiç tekrarlamıyor. Serinin belli yerlerine bir nevi sos olarak eklenmiş yarım düzine vokal parça duruma cuk oturmakta, opening-ending olaraksa her ne kadar 1. Ending'i pek sevmesem de opening ve 2. ending hayli hoş. Benzer şekilde, farklı kuşaklardan seiyuu'lar karakterlere adeta can veren samimiyette bir performansa ulaşmışlar.

-Mutlusun, değil mi?
-Mutlu olduğum için huzursuzum.


Negatif yorum yapabileceğim iki konu var ki; bunlardan ilki 2 yada 3 bölümde animasyonların çok basitleşmesi. Ama bu, anladığım kadarıyla bölüm ve karaktere özel animasyon kullanılmasından dolayı pek gözüme batmadı ki tabir-i caizse serinin genelinde şiir gibi çizimlerin ardına düşmüş, kaptırıp gitmiş hissediyorsunuz kendinizi. İkinci konu ise çevrimiçi buluşma ve kış con'u öncesindeki boşluklarda en az serinin yarısı denli hikaye sıkıştırılabilecek boşluklar olması ki Manga'sının zaten Anime'sinden fazlası olduğunu okuyunca rahatladım ve bu da benim için bir eksik olmaktan çıktı. Bunun dışında serinin sırf Hitomi ile ilgili kısımların biraz daha uzun sürdüğünü görmek için serinin daha uzun yapılmış olmasını isterdim, o kadar)

"Ölecek olsam, bu seni üzer miydi?"

Manga'sını henüz okumamış olsam da -ki bu yazıyı okuduğunuz saatlerde Manga'sına başlamış olacağım- Mangaka'nın tek eserinin bu olması, seride hissettiğimiz ayrıntılı psikolojik tasvirlerin boşa olmadığını ve yaratıcısının tüm samimiyetini serdiğini sanki bize önceden haber vermekte. Yönetmeninin de şu ana dek sadece 2-3 eseri olsa da bu serideki kurgunun başarısı, bana gelecekteki yapıtları için şimdiden heyecanlanmamı sağlar nitelikte.

Welcome to the NHK işte böyle bir seri. Aslında hepimizin yaşadığı birşeyleri samimiyetten ödün vermeden harika bir şekilde harmanlayıp aslında hepimize tanıdık gelecek karakterlerle donatarak "hayat tadında" bir iş çıkartılmış. Öyle bir seri ki -en azından benim adıma bile- yazacak resmen milyon tane şeyi var, bu yüzden -bu yazıda da olduğu gibi- hakkında birşeyler yazmaya çalışmak resmen zor, çok zor; yaşamanız, hissetmeniz gerek. Bu yüzden sevdiğiniz tür ne olursa olsun, yarın, hayır bugün, hayır hemen şimdi bir yerlerden bulun ve izleyin! Zira bu yapıt, -en azından benim için- hayatımda izlediğim en iyi şey; daha doğrusu, 28 yıllık ömrümde izlediğim tüm Anime'lerin, dizilerin, filmlerin, hatta tüm kitapların toplamından daha yüksek değerde bir yerde durmakta.

İYİ SEYİRLER!

not: Bu güzel serinin çevirisini yapıp çok daha fazla kişiyle buluşmasını sağlamış SyLaR_54'e teşekkürlerimi sunarım.
__________________


Mobile Suit Gundam Çeviri Projesi

http://akumablade.blogspot.com/
BayAkuma_Blade Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-07-2010, 00:19   #14
bitch desu~
 
----
 
Luna'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: 07-10-2009
Mesaj: 493
Cool İlgi: NHK ni Youkoso! (Welcome to the NHK!)

Akuma Blade harika bir yorum yazmışsın, öyle ki okurken kafamı aşağı yukarı sallayıp, onaylarken buldum kendimi, hiç düşünmeden imzamı atabilirim bu yorumunun altına.
Sanki tüm söylemek istediklerimi yazmışsın.
Böyle güzel yorumlar okumak her daim zevk.

Garip bir tesadüf ki sen bu yazıyı yazdığında benim de en son bitirdiğim anime NHK idi. Bitirdiğim bir serinin hemen arkasından böylesi güzel bir yorum okumak da ayrı güzeldi.
Zaten NHK o kadar güzel bir seri ki tüm yoğunluğuma rağmen, 5 günde bitirmiştim.
Ve kendi kendime bu animeyi fazla mı abartıyorum diye soruyordum, çünkü çok çok çok fazla sevdim ve hatta en sevdiklerim listesinde çoğu animemi tahtından indirdi. Ama senin mesajını okuduktan sonra, yalnız olmadığımı, animenin bana hissettirdiklerinin de boşuna olmadığını görmek güzel.

Daha başlayıp da bitirmediğim, hatta indirip te başlamadığım bir sürü animem olmasına rağmen, öylesine karşıma çıkan, konusuyla ilgimi çeken, bir de üstüne sözlükte, 'tutunamayanlar, fight club, requem for a dream, washington kalesinin azizi' gibi referanslar vermiş bir yorum görünce herşeyi unutup indirmeye başladığım animedir NHK.
Zira bunları okuduktan sonra daha fazla duramazdım, özellikle de tutunamayanlar'ı!
Ve izledikten sonra da gerçek bir disconectus erectus hikayesi izlediğimi hissettim. Galiba bazı duyguların ne memleketi, ne ırkı, ne de zamanı var. Zira bu seri aklıma direk Oğuz Atay'ın 'Korkuyu Beklerken' hikayesini getirdi. Hikayeyi okuyanlar bilirler oradaki kahramanımız da komplolardan korkup, kendini evine kapatmıştı. Ya da Tutunamayanlardaki tüm disconectus erectusları düşüneyim, japonlar buna hikikomori demiş, bizim dilimizin karşılığında ise senin de söylediğin gibi kesinlikle "tutunamayan" olmalı bunun adı.

Evet, anime insana histerik kahkahalar attırıyordu lakin o ince kara mizah bile, alttan alttan sızan hüznü kapatamadı benim bünyemde. Çoğu yerde gözyaşlarımı tutamadım. Aslında ağlak olayım diye bir derdi yoktu animenin, sadece çok gerçekti herşey, bir animede olmasına alışmadığımız türde bir gerçeklik. Hele bir de o hüznün sızdığı sahnelerde mükemmel introsu ile giren 'Youkoso! hitori bocchi' şarkısı insanı süründürüyordu resmen. Zaten beklemediğim güzellikte müziklere sahipti, mükemmel hazırlanmış, konsept bir OST'i var, mutlaka edinin. Kapanış şarkısını çok dinlemeyin bünyede sizofreni etkisi yapıyor.^^

Sato kesinlikle içimizden biriydi, bir erkek olmasına rağmen kendimi çok rahat onda görebildim, empati yapabildim. Kesinlikle hiçbir başrole, esas çocuğa benzemeyen bambaşka bir karakter O. Okulu dondurduğum ve staj yapabilecek bir yer bulamadığım, bunun üzerine de kendimi evime, odama kapattığım bir dönemde aynı duyguları, aynı yabancılaşmayı yaşamış, aynı korkularla yüzleşmek durumunda kalmış biri olarak bana fazlasıyla ağır geldi Sato kun'un her günü. Çünkü çok fazla şey hatırlattı. Belki şimdiki kısmen daha sosyal olan hayatımın aksine, o dönem izleseydim bu seriyi çok değişik olabilirdi adımlarım. İzlerken hep bunları düşündüm, o haftalarca evden çıkma isteği duymadığım, arkadaşlarımı bahanelerle atlattığım günleri anımsadım, içim acıdı, gözlerim doldu, bazen de benzerlikler karşısında histerik kahkalar attım.

Animedeki her karakter MÜKEMMELDİ. Sato'yu ne kadar sevdikse, tutunamayan olmak konusunda ondan kalır yanı olmayan ama yine de Sato'ya birazcık da olsa umut aşılayan otaku Yamazaki'yi de o denli çok sevdik (hatta Sato kun duymasın: Yamazaki'yi biraz daha sevdik^^). Bir de animenin heroine'i olarak Misaki chan'ı gösterdiler ama Senpai varken esamesi bile okunmazdı benim için. Senpai dişi bir Tyler Durden idi gözümde, sorunlu kadınları oldum olası severim, ve Onun 'dünyadaki komplolara' dair düşüncelerine ciddi anlamda inanan biri olarak Senpai en sevdiğim karakterlerdendi. Belki de 'mutlu olduğu için huzursuz' olmanın ne demek olduğunu çok iyi bildiğim için Onunla empati yapabildim.
Spoiler:
Ve Sato ile ikisinin sonu beni acayip etkiledi. Hani bir klişe vardır 'severek ayrılanlar', hep gülerdim bu lafa ama ilk defa bu lafın içini gerçekten dolduran bir şeyler izledim. O en sonki Senpai'ın istasyona kadar komplolara uymak istediğini söyleyip Sato'nun koluna girmesi, o 'hamileyim' lafı ve son ana kadar ikisi için bir şeyler ümit eden bendenizin imkansızı anlaması, Sato'nun buruk gülümsemesi ile Senpai'ın arkasından bakakalması, severek ayrılmak...

Bölümler boyunca Sato'nun tek taraflı aşkı diye düşündüğüm o ilişkide aslında gerçekten aşık olanın Senpai olduğunu ben de, Senpai da anladı o son ayrılık sahnesinde bence.
Yazınca bile tuhaf oldum, defalarca izledim o sahneleri, paha biçilmez sahnelerdi bence.
Bir de Sato'nun lisedeki sınıf başkanı olan gözlüklü kızın, online oyunlarda yaşayan abisinde feci oldum. Çok ağladım o bölüm.
Spoiler:
hele de kötü son gibi bitirdiler ya nasıl aklım kaldı, diğer bölüme konsantre olamadım resmen. Ama, ama sonra o çocuğun kurtulması, öldü sandığımız o çocuğun kurtulmuş olması, sanki kendim kurtulmuşum gibi içimi ferahlattı. Yani, belki de Sato bile kurtulamasındı ama o çocuk kurtulsundu benim için, öyle acımış, öyle empati yapmış, öyle istemiştim. Anime belki de en güzel hediyeyi verdi bana Onu kurtararak.

İşin garibi animedeki karakterlerin hikayeleri de oldukça gerçekçi bitti.
Spoiler:
Yamazaki'nin çiftlik başına geçmek zorunda kalması ve sevdiği kızın da aslında ona ilgisi olmasına rağmen, Yamazaki'nin herşeyi mahvedip (dahası mahvetmeyi bilerek istemesi yüzünden) başka biriyle görücü usulü evlenmesi, Senpai ve Sato'nun o ayrılıkları, ya da son bölümler olmasına rağmen Sato'nun hikikomorilikten daha da fazla sürünmesi ve aklı başına geldiğinde öyle klasik, bir anda müthiş bir değişim geçirmek yerine, olabildiğine gerçekçi ve naif bir şekilde hayatına devam etmesi falan. Ayrıca seri boyunca sanki en son sevgili olacaklarmış tadı verilen Misaki ve Sato'nun en son sevgili olmaması, Sato'nun ölüme bile giderim dediği Senpai ile yaşadıklarını seyirciye izlettikten sonra, en son Misaki'ye vurulmuş olmaması da gerçekçiydi.

Tanrı neydi, var mıydı, varsa hikikomorilik, otakulukla mı uğraşıyordu, tanrı bunları nasıl uyduruyordu, neden insanları böyle şeylere mahkum ediyordu, ya da biz aşağıda sürünürken o yukarıda eğleniyor muydu? Tanrı kötü müydü, iyi miydi?
Animenin ettiği otakuluk, hikikomorilik gibi populer kültürün bağrından kopma laflara rağmen, o edebi ve yer yer felsefi yaklaşımları da çok güzeldi. Bu yaklaşımlar, seriyi sadece 'Japonyada yaşayan bir hikikomorinin hikayesi' olmaktan bir adım daha evrenselleştiriyor, kafanızda 'Türkiyede yaşayan bir tutunamayanın hikayesi' yapabiliyordu çok rahat.

Çizimleri de çok güzeldi, sadeydi ama bir kişiliği vardı. Akuma'nın dediği gibi son bölümlere doğru (o Sato'nun sınıf başkanı arkadaşının ve abisinin kısımlarında) bir iki bölüm çizim kalitesi bir hayli düştü neden bilinmez ama gerisi gayet iyiydi. Ayrıca Yamazaki, seiyusu ve belki de fiziksel benzerliği ile Gintama'daki Shinpachi'nin 20'li yaşları gibiydi neredeyse, bir yerlerden Ootsu chan posteri çıkacak sandım bir an. Sato kun'un seiyusu ise populer bir seiyu olmamasına rağmen kesinlikle yıldızının parlamasını istediğim biri oldu, çünkü gerçekten çok başarılı idi. (ayrıca çok seksi senpai demiyor mu?)

Benim de daha bahsetmek istediğim tonla şey var. Aslında Akuma senin yorumunu okuyup da gaza gelmiş olmasam eminim ki hiçbir şey yazamayacaktım bu seriye (ki kaç gündür yazıp, yazıp, bir şeyler daha eklerim diye göndermeyi sonraki güne erteliyorum.^^), çünkü çok sevdiğim şeyleri yorumlamaya başlamakta bir tıkanma yaşıyorum. Her yazacağımın eksik geleceğini düşünüyorum.
İşte bu seri de öyle bir seri idi gözümde. Benim başlangıcım senin yazın oldu, öyle bir devam getirebildim.

Son olarak söyleyebilirim ki bu seri ne kadar bir anime de olsa edebi kısmı çok fazla hissediliyordu, hani bazı filmler vardır kitaptan uyarlama olduğunu hemen anlarsınız, işte bu da öyle bir his verdi bana ki nitekim öyleymiş te.
Sinemada delirmiş yuppie hikayelerinden, tutunamayanlardan, sıradan hayatın şizofrenisinden, potansiyel disconestus erectuslardan, edebiyatta biraz Palahniuk'tan, Kafka'dan, Dostoyevski'den, biraz da Oğuz Atay'dan, Sabahattin Ali'den hoşlanıyorsanız, bu seriden büyük keyif alacaksınız, çok şey bulacaksınız, hatta bizim gibi 'en bi sevdiğiniz' yapacaksınız.

Aslında sevdiğiniz tür ne olursa olsun, NHK izlenmeyi hakediyor, bu bambaşka bir seri...
İnsana kendi hayatındaki yıkılması gereken komploları hatırlatıyor, farkettiriyor...

ve evet bu dünyada komplolar var...
__________________
Luna Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-07-2010, 00:26   #15
düşünemiyorum
 
None
 
muhtesemmatrix'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: 10-09-2009
Yaş: 25
Favori Anime: osmanın maceraları
Mesaj: 403
Standart İlgi: NHK ni Youkoso! (Welcome to the NHK!)

Herkese çoğu sahnede kendimden birşeyler gördüm dedirtecek bir anime...
__________________
Spoiler:
Baymuhtesemmatrix Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-07-2010, 20:25   #16
"Imagine it!" diye
haykırmak istiyorum!
 
Araştırmacı
 
Akuma_Blade'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: 11-09-2009
Mekan: Mecidiyeköy
Yaş: 29
Favori Anime: MobileSuit Gundam, Votoms, Iron Linebarrels, GITS, Blackjack, FMP, NHK ni Youkoso, Nadesico, Yamato
Favori Manga: Blame, KOR, Mermaid's Forest, KKNJ, NGE, FSS, KR Spirits, Detective Conan, Jiraishin, Akira, Alive
Mesaj: 868
Standart İlgi: NHK ni Youkoso! (Welcome to the NHK!)

@Luna
Benim yazmak isteyip yazamadıklarımı da bambaşka bir hassasiyetle sen yazmışsın, tercüman olduğun her düşünce için sana ayrı ayrı teşekkür ederim.

Spoiler:
Hakkaten de Hitomi'nin yeri apayrıydı. Her bölümde Hitomi gözüksün konuşmasa öylece masanın üzerinden boşluğa baksa bile yeterdi benim için. Issız adada nişanlısının gelip "Söz, evleneceğiz!" demesiyle birlikte Satou'nun dizlerinin bağı çözülüp kendini kaybetmesi, akabinde gerçekten intihar etmeye çalışması, bana göre acı tatlı bölümlerin şahı Welcome to God'da "Hamileyim" dediği anda böğrümüze çarpan yumruk, hatta çok öncesindeki flashback'de "Ayrıldım, bu seni mutlu etti mi?" sorusuna Satou'nun "Pek değil" cevabı (Hani bazı anlar gelir söylediğinizin doğru mu yalan mı olduğunu siz bile anlayamazsınız yada bir cevap verene dek geçen sürede milyonlarca yıl geçmiş gibi hissedersiniz) ne denli sahici anlardı? Ve dahası, Hitomi göründüğü her sahneyle hepimizin içindeki hastalıklı, acı çeken, yanlızlığın labirentlerinde duvarlara çarpa çarpa kendi olmaktan bile vazgeçmeye başlayan "bizlere" ne denli benziyordu?



Sahi ya, "artık marketlerde herşey, hatta son model cep telefonları bile bulunuyor. Ama insan ilişkileri satın alınmıyor" yada "Belki daha o zamanlar çıkmalıydık..." dediğinde hissettiklerimizin toplamı belki de gördüğümüz hiçbirşeyin kurgu olmadığını, aslında hepimizin kendi hayat hikayesinin sağlamasını izlediğimizi gösteriyor ve bunu en çok, güldüğümüz herşeye acı şekilde bakakaldığım 2. izleyişte daha iyi anlayabiliyorum.



Seni unutmayacağız. Göründüğün her saniye içimizde hayal kırıklıklarıyla karışık, düne dek hatırlamak istemediklerimizi bize hatırlatarak bize kattıkların için, yaşamak ve ölmek için sebeplerimizin olmasını bizlere öğrettiğin için, tutunamayan olmanın bir stereotip olmadığını hepimizin içindeki tutunamayanı afişe ederek en güzel şekilde gösterdiğin için... ve en çok da... hiçbir insanın diğerinden kopuk, ıssız bir ada olmadığını bize yaşattığın için.
__________________


Mobile Suit Gundam Çeviri Projesi

http://akumablade.blogspot.com/
BayAkuma_Blade Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-10-2010, 10:12   #17
Çok Kişisel
CH3CH2OH
 
Paranoyak
 
worless'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: 27-11-2009
Mekan: İst.
Yaş: 32
Favori Anime: ...
Favori Manga: ...
Mesaj: 2,048
Standart İlgi: NHK ni Youkoso! (Welcome to the NHK!)

gece izlerken aklımda kurduğum yazmak istediğim bir sürü cümlem vardı. şimdi ise ne yazmam gerekir bilmiyorum. herkes özellikle akuma ve luna aslına bana diyecek pek söz bırkamamış tavsiye etmeyi kenara bırakıyorum kesinlikle herkesin izlemesi gereken bir anime olduğunu düşünüyorum. basit bir anime değildir. abartıdan uzak, gerçek hayatın tam içinden bir seri bu. size hiç bir şey vermemesi mümkün değil. bir sahnesi bile olsa sizin size gerçekliğinizde, görmediğiniz, hayatınızda kaçırdığınız ya da görüpte görmemezlikten geldiğiniz bir gerçeğinizi tokat gibi yüzünüze çarpanlardan bu seri. mangakasını ve yönetmeni ayrıca tebrik etmek gerekiyor. izleyiciyi boğmadan yer yer güldürürken düşündürerek, yer yer direk üzerek acının üzerine basarak, vurguları insanların gözüne sokarak anlatmışlar. dedim ya aslında denebilecek çok şey var ama bana çok fazla söz bırakılmamış. izleyin...(müzikleri de oldukça isabetli seçilmiş ancak sürekli çalan şarkı hangisiydi hatırlamıyorum şimdi, benide kahrmanımız gibi delirtecekti)
__________________
The past will often attack the present with the pain of your memories..
Yanıma keyfimin kahyasını, paşa gönlümü ve tepemin tasını alarak burnumun dikine gitmeye bayılıyorum...

Bayanworless Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Yorum


Tanıtımı görüntüleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Tanıtım Araçları

Gönderi Kuralları
Kendi yeni konularını düzeltemezsin
Kendi mesaj cevap yazamazsın
Kendi mesaj eklentilerini düzeltemezsin
Kendi mesajlarını düzeltemezsin

BB Kod Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Tanıtım Tanıtımı Başlatanlar Kategori Yorumlar Son Mesaj
NHK ni Youkoso! (Welcome to the NHK!) SyLaR_54 Sizin Çevirileriniz 36 07-10-2010 16:13


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 20:39.


kodhaber.com
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Yasal Uyarı : Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız animemangatr@gmail.com e-posta adresine bildirebilirsiniz. Şikayet ettiğiniz başlıklar en geç 2 (iki) gün içerisinde site üzerinden kaldırılacaktır!

Dost Siteler
animemangantr ramenfansub] aluminiafansub rockinheavenrockinheaven pokemon turkiye forumları free-codecs アニメケバブ opera mozillaanimesuki anidb anime.gen.tr aegisub
www.gercekforum.com www.animeze.com