|
|||||||
| Çevirmenler | Projeler | Favoriler | Üye Ol - Register | Yardım | Arama | Bugünün Gönderileri | Forumları Okundu İsaretle |
| Terimler Sözlügü Bilmek güzeldir. Animelerde geçen kelimelerin anlamı ve geniş detaylı açıklamaları. |
| Güncel çalışmalarımız | [−] |
| Çevirmen , encoder ,yazar alımı açık.Başvurular admin ve süper modlara yapılacaktır. |
Anime Tartışmaları Kategorisinde ve Terimler Sözlügü Forumunda Bulunan Spor Animeleri İçin Terimler Sözlüğü (Beyzbol, Tenis, Futbol, Amerikan Futbolu) Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçeriği Kısaca ->> Spor temalı animelerde geçen terimlerin anlamları bilinmediği için birçok animesever bu serileri izlemeye yanaşmıyor. Ben de dün oturdum One Outs ...
24Beğenilenler
![]() |
|
|
LinkBack | Konu araçları |
|
|
#1 |
![]() ![]()
Giriş Tarihi: 25-09-2009
Mesaj: 1,323
|
Spor temalı animelerde geçen terimlerin anlamları bilinmediği için birçok animesever bu serileri izlemeye yanaşmıyor. Ben de dün oturdum One Outs çevirilerinde yardımı olabilir diye düşünerek bir sözlük hazırlamaya başladım. Animelerde izlerken geçen ve hatırladığım birçok beyzbol terimini topladım. Biraz Google biraz Wikipedia yardımıyla Türkçe karşılıklarını ve anlamlarını yazdım.
Şimdilik sadece beyzbol var ama sizler de ilerki günlerde konunun altına yeni terimler eklerseniz hem çevirmen hem de seyirmen açısından çok yardımı olacağını düşünüyorum. Beyzbol oynanırken 9 savunma oyuncusu aynı anda sahada olur. Hücum oyuncuları ise birer birer vuruş noktasına gelerek defansın atacağı topa vurmaya çalışır. Oyun 9 devreden oluşur, her devrede iki bölüm vardır. Önce misafir takım topa vurmaya çalışır daha sonra ev sahibi takım. Her takımdan toplam 3 kişi oyun dışı kaldığında sıra öteki takıma geçer. Devre, her iki takımdan 3’er kişi oyun dışı kalınca biter. Oyuncu değişikliği yapıldığında, çıkan oyuncu bir daha oyuna giremez. Oyuna ve her devreye deplasman takımı başlar. Son devrede deplasman takımı hücum hakkını kullandıktan sonra hala yenik durumda ise ev sahibi takımın hücum etmesi beklenmeksizin maç biter. Ve maçı ev sahibi takım kazanır. (Zaten önde olduklarından hücum yapmalarına gerek kalmaz.) **** Sözlük **** ~ Ekipmanlar ~ Bat: Sopa Glove: Eldiven Helmet: Kask Cap: Şapka Doughnut: Ağırlık halkası (Vuruş sırası gelmeden önce sıradaki vurucunun sopasına ucuna taktığı ağırlıklı halkadır. Sopadan çıkarıldığında sopanın ağırlığı azalmış hissedilir ve daha rahat sallanılır.) ~ Oyuncu Pozisyonları ~ Ace: Yıldız (Takımın en iyi oyuncusu için kullanılır. Beyzbolda genellikle atıcı ya da clean-up vurucu olur.) Pitcher: Atıcı Batter veya hitter: Vurucu Clean-up hitter: "Clean-up vurucu" (Atak yapan takımda vurucu pozisyonundaki dördüncü kişidir. Kendinden önce her hangi bir kalede koşucu olma ihtimali yüksek olduğundan bu pozisyona genellikle en iyi vurucular (Home run vurma ihtimalini yükseltmek için) konur.) Catcher: Tutucu Fielder: Saha oyuncusu (Savunma yapan takımda.) Right fielder: Sağ kanat oyuncusu (Kısaca; Sağ kanat) (Savunma yapan takımda.) Left fielder: Sol kanat oyuncusu (Kısaca; Sol kanat) (Savunma yapan takımda.) Center: Orta saha oyuncusu (Kısaca; Orta saha) (Savunma yapan takımda.) Shortstop: Kısa top yakalayıcısı (Kısaca; Kısa topçu) (Savunma yapan takımda.) First baseman: 1. kaleci (Savunma yapan takımda.) Second baseman: 2. kaleci (Savunma yapan takımda.) Third baseman: 3. kaleci (Savunma yapan takımda.) Runner: Koşucu (Vuruş yapıp kalelerden birinde yer alan oyunculara denir.) Battery: "Batarya" (Atıcı-tutucu ikilisine verilen ad.) [Terimin Kökeni: Beyzbol maçlarında "battery" kelimesi ilk kez 1860'lı yıllarda Henry Chadwick tarafından Amerika İç Savaşı'nın yaşandığı dönemde kullanılan ağır toplardan esinlenilerek telaffuz edilmiştir. Daha sonraları terim yıllar geçtikçe yayılmış ve takımın savunma gücünün ana öğesi olan atıcı-tutucu ikilisine verilen bir isim olarak yer etmiştir.] Relief pitcher: Yedek atıcı (Yorulan veya sakatlanan atıcının yerine oyuna giren atıcıya verilen addır. Normalde maçın ortalarında oyuna girerler.) Closer: Sonlandırıcı (Maçın sonlarına doğru oyuna giren atıcıdır. Özellikle başa baş giden maçlarda baskı altında kalmayacak atıcılar seçilir. Galibiyet bu oyuncuya bağlı olduğundan oldukça önemlidir.) Pinch hitter: Yedek vurucu (Hücum sırasında yedek oyunculardan biri vurucu olarak oyuna girebilir. Beyzbolda her an oyuncu değiştirilebileceğinden vuruş sırası geldiğinde sayı yapma ihtimali daha yüksek oyunvu oyuna alınabilir. Ancak iyi düşünülmesi gerekir. Çünkü beyzbolda çıkan oyuncu bir daha oyuna giremez.) ~ Maç İlerleyişi ~ Inning: Devre Pitching: Atış Batting: Vuruş Strike: Iska Out: Dışarıda Strikeout: "Strikeout" (Atıcının yaptığı atışlar sonucu 3 ıska ile vurucunun devre dışı kalmasıdır.) Safe: İçerde Run: Sayı (Koşucunun oyundan çıkmadan tüm kaleleri dolaşıp sonuçta merkez kale levhasına dokunup sayı yapmasıdır.) Time: Mola Base: Kale Home base: Başlangıç kalesi Play: Oyna (Hakemin "oyunu başlat" komutu veya "dead ball" pozisyonunu iptal komutu.) Extra Inning: Uzatma devresi (9 devre sonucu beraberlik bozulmazsa 5 devrelik bir uzatma daha oynanır. Bu devrelerde de eşitlik bozulmazsa maç 2 gün sonra tekrarlanmak üzere sonlandırılır.) Batting Lineup: Hücum sıralaması (Hücum eden takımda vuruş yapacak oyuncuların sıralaması.) Seventh-inning Stretch: Yedinci Devre Gevşemesi (Yedinci devrenin ortasında seyirciler yerlerinden kalkarak esneme hareketleri yaparlar ve kaslarını açarlar. Kimi olduğu yerde yaparken kimileri de ayağa kalkıp gezer. Satıcılar satış yapabilirler. Bu aynı zamanda oyuncular için de kısa bir dinlenme molası olmuş olur. Bu Amerikan Beyzbolunda gelenek haline gelen bir uygulama olmuştur.) Perfect game: Mükemmel oyun (Atıcı veya atıcıların, rakip takımdan bir oyuncunun bile vuruş yaparak kale almasına müsaade etmediği ve maçın bu şekilde sonlandığı oyuna verilen addır.) Complete game: Eksiksiz oyun (Maça başlayan atıcının tüm maç boyunca oyunda kalmasıdır. Yerine yedek atıcılardan kimse geçmemiştir.) Balk: Faul (Atıcının koşucu veya koşuculara karşı yaptığı illegal hareket. Bu durumda her koşucu bir kale ilerleme hakkı elde eder.) Double Play: Çifte oyun (Kesintisiz bir hareket sonucu iki ofansif oyuncunun defans oyuncuları tarafından, bu iki oyundan çıkartma (Putout) arasında hata yapılmadan oyundan çıkartılması.) Called Game: Bazı sebeplerden dolayı hakem tarafından bitirilmiş oyuna denir. Wind-up Position: Atıcının atış yaptıgı iki legal pozisyondan biri. Atıcının hareketine başlamasıyla topu atana kadarki geçen süre biraz daha fazla olduğundan kalelerde her hangi bir koşucu varsa sonraki kaleyi alma ihtimali artar. ERA (Earned Run Average): Atıcının karşı takıma kazandırdığı koşuların maç başına ortalamasidir. Yani attığı toplara ne kadar vurmuşlar onu gösteren bir istatistik. Ne kadar düşükse atıcının o kadar iyi olduğu anlamı çıkarılabilir. Change-up: Aynı atış stili olmasına rağmen farklı tarz atış yapmaktır. Örneğin fastball attıktan sonra forkball atmak gibi. Bu sayede vurucunun kafası karışmış olur. Fastball (Straight): Beyzbolda en yaygın kullanılan atış çeşididir. Bu atışta önemli olan iki şey vardır; hız ve kontrol. Topu olabildiğince hızlı atmanın yanında vuruş alanına da (strike zone) denk getirmek gerektir. Saatte 170 km/s hızla bile atış yapabilen oyuncular vardır. Breaking Ball: Değişken top (Fastball gibi düz bir hat üzerinde değil de değişken rotalarda giden toptur. Fastball'a göre vuruş yapılması zor bir atış şeklidir.) Curveball: Kavisli top (Değişken top'un çeşitlerinden biridir. Düz bir hat üzerinde gelmeyen toptur. Fastball'un tersine top sadece arkaya değil de diagonal şekilde dönüş gösterir. Bu da nereye gideceğini kestirmeyi oldukça güçleştirir.) Slider: Yanlamasına aşağıdan yapılan atışlardır. Kavisli ve fastball arası bir atıştır. Topun aldığı falso kavisli toptan daha azdır ama daha hızlı gider. Knuckle: Değişken toplara benzer şekilde olmasına karşın atış yapıldıktan sonra top bir aşağı bir yukarı oynak gibi hareket ettiğinden vurulması çok güçtür. Forkball: Knuckle atışına benzer bir yol izler ama vuruş alanına yaklaşana kadar daha az aşağı yukarı hareket eder. Vurucu topa hareket ettikten sonra birden aşağı inerek vurucunun ıskalamasını sağlar. Gyroball: Japon oyuncular tarafından kullanılmaya başlanan bir atıştır. Bu teknikte özel bir tutuş şekli filan yoktur. Sadece atıcının omzunun sağlamlığına dayanır. Walk (Base On Balls): Yürütmek (AKendisine, vuruş bölgesi (Strike Zone) dışına giden dört ball atılan vurucuya verilen birinci kaleye gitme ödülüdür. Bu ödül sonucu söz konusu vurucu, vuruş yapmasına gerek kalmadan birinci kaleye yürür. Bir nevi teknik faul.) Ball: "Hata" (Vuruş bölgesinden (Strike Zone) geçmeyen ve vurucu (Batter) tarafından da vurulmayan atış. Top vuruş bölgesine gelmemesine rağmen vurucu sopasını sallarsa ve vuramazsa ıska olarak değerlendirilir. Eğer atış önce yere çarpıp oradan sekerek vuruş bölgesinden geçerse, bu da "ball" olarak değerlendirilir. Eğer bu tür bir atış vurucuya dokunursa, vurucu birinci kaleye ilerleme hakkı elde eder. Eğer vurucu böyle bir atışa vurursa uçuş halindeki topa vurulmuş gibi kabul edilir. En fazla dört "ball" atılabilir. Beşincisinde vurucu birinci kaleye ilerleme hakkı elde eder.) Dead Ball: Ölü top (Kurallardan kaynaklanan bir durum sebebiyle geçici olarak oyununu durması sonucunda oyun dışı kalan top.) Home run: "Home run" (Vurucunun topu oyun alanı dışına yollamasıdır. Bir vurucunun takımına sağlayabileceği en büyük yarar sayı turudur. Çünkü normal bir koşuda bir vurucu ancak bir sayı kazandırabilirken, sayı turunda sahada ne kadar koşucu varsa bir o kadar daha sayı kazandırmış olur.) Grand slam: Home run'ın en beğenileni ise bütün kaleler doluyken (1, 2 ve 3) oluyor ki; bunun adına da "Grand slam" deniyor. Ve 4 sayı direk hücum takımına yazılıyor bu da tadından yenmiyor. Sayanora home run: "Maç çeviren home run" (Atak yapan takım gerideyken ve kale/kalelerde oyuncu/oyuncular bulunurken vurucunun vurduğu home run sonucu tüm koşucuların sayı yaparak takımlarını öne geçirip maçı kazandığı durumlarda kullanılır. Bunt: "Dokunmak" (Sopanın savrulması yerine, atılan topun önüne doğru kasıtlı olarak getirilmesi şeklinde, topun iç saha (Infield) içine yavaşça düşürülmesi.) Fly Ball: Uçan top (Vurucu tarafından vurulan ve havada yüksekten uçan top.) Sacrifice Bunt: "Koşucu ilerletme" (Kale/kalelerde bulunan koşucu/koşucuların ilerlemesi için bilerek bunting vurmaktır. Bu vuruşla vurucu kendinin dışarı gönderilmesini gözel alır. Taktik amaçlı yapılır.) Hit and Run: Vur-koş (Burada amaç topa vuruş yapmak değil kaleden koşmaya başlayan koşucunun sonraki kaleye ulaşmasını sağlayacak kadar vakit kazanmak adına topa dokunarak oyalanmaktır.) Sacrifice Fly: Üçüncü kalede bulunan koşucunun başlangıç kalesine dönerek sayı yapabilmesi uğruna topu olabildiğince uzağa vurmaktır. Topun yere düşme ihtimali az olduğundan vurucunun oyun dışı kalma olasılığı yüksektir. Taktik amaçlı yapılır. Inside-the-park home run: Saha içi home run. (Yapılan vuruş sonucu top dışsahada uzak bir noktaya düşmesine rağmen oyuncu tüm kaleleri koşarak dolaşır ve sayı yapar.) Foul Ball: Faul (Vurucunun topa vurmasına rağmen oyun sahası içerisine düşmediği durumlardır.) Mound: Tepe (Atıcının atış yaparken normalden biraz yüksekte durduğu yer.) Infield: İç saha Outfield: Dış saha Strike zone: Vuruş bölgesi Catcher’s Box: Kaleci Kutusu (Atıcı atışını yapana kadar tutucunun içinde bekleyeceği alan.) Bullpen: Saha kenarında yedek atıcıların oyuna girmeden önce ısınmak için hafif atışlar yaptıkları alana denir. Bu aralar tenisle ilgili bir seri çevirdiğim için araştırıp bir araya getirdiğim terimleri burada da paylaşmak istedim. Umarım terimlerle başı dertte olan arkadaşlara kolaylık sağlar. Kort tipleri veya alanın genişliği, eni boyu tarzı şeyleri gerek görmediğim için yazmıyorum. Basit anlamda tenisten bahsedip kullanılan terimleri açıklamam daha iyi olacak sanırım. KISACA TENİS Tenis, raketle iki kişi ya da iki kişilik iki takım arasında oynanan bir spordur. Oyuncular raketleri ile içi boş lastik topu ağ (net) üzerinden rakibinin sahasına (kort) atmaya çalışırlar. İngiltere'den 1800lerde ilk olarak oynanmaya başlayan oyun, öncelikle İngilizce konuşulan ülkelerde yayılmıştır. Tenis bugün bir olimpiyat sporu olup, her seviyeden, her yaştan ve her ülkeden oyuncusu bulunmaktadır. Oynama biçimi Tenis dikdörtgen düz bir yüzeyin üzerinde genellikle betonda, balçıkta veya çimin üzerinde oynanır. Normal bir puanlık oyun Oyuncular veya çiftler nette karşılıklı bir biçimde durur. Bir oyuncu servisi uygular ve netin karşısındaki oyuncu(lar) yani rakib(ler)i alıcıdır. Servis kortun iki yarısı arasından değişir. Her bir puan için, servis atan kişi sınır çizgisinin arkasında, orta işaret ile yan çizgi arasında durur. Alıcı onun tarafındaki netten istediği yerde durabilir ama genellikle servis kutusunun arkasındadır. Alıcı hazırsa servis atan atar. Meşru olarak top nete değmeden üstünden rakiplerinin çaprazı sahasına iner. Tenis Terimleri Acceleration: Süratin artması, ivme. Ace: Atılan geçerli servisin, rakip tarafından karşılanamaması, servis atanın direk sayı kazanması. Açıyı kesmek: Mesela, volede hızla ileri doğru hareketlenerek, rakibin çapraz topunun daha fazla açi almasını önlemek veya arka saha toplarının daha uzun gitmesini önlemek için yapılan harekettir. Advantage (Avantaj): Oyun sayılarının 40-40 beraber olmasından sonra alınan ilk sayı avantaj sayısını alan oyuncu eğer bir sayı daha alırsa oyunu kazanır. All-raunder: Hücum ve müdafaa özelliklerine sahip olan,tenis kortunun her yerinde vuruşlarını mükemmel bir şekilde kullanabilen oyuncu. Alley (Koridor): Tekler çizgisi ile çiftler çizgisi arasında kalan koridor (alan). Approach Shot (Yaklaşma Vuruşu): Oyuncunun file önüne gelebilmesi için orta korttan yaptığı forehand veya backhand vuruşları. Anticipation (Sezinleme): Oyuncunun rakip tarafından yaptığı tüm hareketleri izleyip, rakipten gelebilecek topun saha içindeki muhtemel yerine doğru hareketlenmesi, vuruş hazırlığına geçmesi. Arka kort: Servis çizgisi, arka çizgi ve bunlann arasında kalan yan çizgilerden meydana gelen bölümdür. ATP: (Profesyonel Tenisçiler Birliği(erkek): Dünya üzerindeki uluslar arası turnuvaları organize eden kuruluştur (Grand slam turnuvaları, Davis Cup, vb.) Amerikan servis (Spin servis): Burgulu servis çeşitlerinden bir tanesi. Anticipation (Antisipasyon): Rakipten gelen topa anlayarak, hissederek çok erken olarak hazır olmaktır. Backcourt: Tenis sahasının arka çizgisi ile 3/4 kort arasında kalan bölge, arka çizgi oyuncularının kullanmayı tercih ettikleri alan olarak da adlandırılır. Backhand: Sağ elle oynayan oyuncuların topa vücutlarının sol tarafında, sol elle oynayan oyuncuların topa vücutlarının sağ tarafında iken yaptıkları vuruştur. Backhand Stroke (El arkası vuruş): Sağ elini kullanan oyuncunun sol tarafına gelen toplara yaptığı vuruş çeşidi. Back-Swing: Vuruştan önce, raketin bir kavisle veya düz olarak geriye alınmasıdır. Baseline (Arka Çizgi): Tenis sahasının her iki tarafında fileye 11.38 m. uzaklıkta bulunan kort sınırını belirleyen arka çizgidir. Baseline Rally: Arka çizgide duran iki oyuncu arasında gidip gelen top. Backspin: Arkadan Eğirim. Backswing: Vuruştan önce raketin geriye salınımı teniste kullanılan herhangi bir vuruş 3 fazdan oluşmaktadır, 1.fazı backswing'dir. Best of three: 3 set üzerinden oynana maçlarda 2 setin kazanılmasıyla oyuncunun maçı kazanması Best of five: 5 set üzerinden oynanan maçta 3 setin kazanılmasıyla oyuncunun maçı kazanması (Grand Slam turnuvaları) Block (Blok): Rakipten çok hızlı gelen toplara kısa raket hareketi ile verilen karşılık Break Point (Servis kırılması): Servis atan oyuncunun kendi servis oyununu kaybetmesi Break back: Kendi servis oyununu kaybettikten sonra rakip oyuncunun servis oyununda servisi kırarak oyunu kazanması Bye: Fikstürde ilk tur maçını oynamadan 2.tura geçebilme hali Centre Mark (Merkez Nokta): Arka çizgiyi ortadan ikiye ayıran çizgidir, servis kullanan oyuncu bu çizginin sağından ya da solundan doğru servis karesine servis atabilir. Change of ends (Yer değiştirme): Tenis maçı sırasında oyuncuların toplamı tek olan oyunlarında yer değiştirmesi Chop: Genellikle yükseğe (omuz hizasına) gelen toplara yukarıdan aşağıya kesilerek vurulmasına denir. Cros court shots (Çapraz vuruşlar): Sahayı çapraz geçen vuruşlardır, örneğin sahanın sağ kort çizgisinden sol kort çizgisine atılan vuruştur. Çapraz vuruş: Topun çapraz olarak sahanın bir köşesinden vurulup, fileyi geçtikten sonra diğer sahanın çapraz köşesine düşmesi demektir. Çift hata: Servis atışı sırasında, iki top hakkında da toplan fileye takmak veya servis karesi içine düşürememek suretiyle puanı kaybetmektir. Çift oyunu: Her sahada iki oyuncu olmak üzere, dört oyuncu ile oynanan oyun şeklidir. Çift oyunu dış çizgisi: Sahanın en dışında bulunan ve boydan boya geçen kenar çizgidir,yalnız çift oyunlarında kullanılır. Deuce (Berabere): Oynanan oyunlarda sayıların 40-40 olma hali Double Fault (Çift hata): Aynı servis alanına üst üste servis hatası yapılması Double handed (Çift el): İki elini birden raketi kavrayarak vuruş yapılması Down the line (Paralel top): Topun sol/sağ yan saha çizgilerine paralel vurulması Drive: Genellikle üstten eğrimli güçlü vuruşlar yapılarak direk sayı almak, filedeki oyuncuyu geçmek için yapılan vuruşlar Drop Shot (Kısa vuruş): Rakip sahanın file ile 1/2 kort arasına düşen, düştükten sonra az seken alttan eğrimli vuruştur Düz vuruş: Topa düze yakın çok az spin ile vurmaktır. Eastren Grip (Doğulu tutuş): Temel raket tutuşlarındandır. Amerikanın doğu yakasında türetilmiş bir raket tutuş şeklidir Fallowthrough: Topa vurduktan sonra, raketin topun gittiği yönü izlemesidir. Fault (Hata): Servis atışında kullanılan servisin belirlenen kuralların dışında hata yapılması hali Flat serve (Düz servis): En hızlı servis atma yöntemidir. Özellikle 190 cm. üzerinde uzun boylu oyuncuların kullanması daha yüksek oranda başarı getirecektir. Follow through (Hareketin devamı): Vuruşların yapılmasındaki 3 bölümün son aşamasıdır. Topa vurulduktan sonra raketin vuruşu tamamlama hareketini temsil eder. Foot Fault (Ayak Hatası): Servis atışı sırasında oyuncu topa vurmadan arka çizgiye veya sahaya ayağı ile basması servis hatası olarak kabul edilir. Forehand: Sağ elle oynayanların vücutlarının sağ tarafında, sol elle oynayanların ise sol taraflarında topa vurma şeklidir. Game (Oyun): Bir sette yer alan bölümlerin her biridir. Her sette en az altı oyun oynanır. Dört (sıfır, 15, 30, 40), bazen de 5 (avantaj dahil) skordan oluşur. (Bir oyuncu veya bir tarafın, diğer rakip veyatakıma en az iki puan ilerde olduğu durumlarda game tamamlanmış olur. 40-0, 40-15, 40-30 gibi skorlarda 40 puanı alan oyuncu, bir sonraki puanı kazandığı zaman bir oyunu tamamlamış olur.) Game Point / Game Ball (Oyun Puanı / Oyun Topu): Oyunu almak için gerekli olan puandır. Groundstroke (Kaçara vuruşlar): Top yere değdikten sonra yapılan forehand ya da backhand vuruşudur. Half Court (Yarı Kort): Servis çizgisine yakın olan kort alanıdır. Half Volley (Yarım Vole): Top yere değdikten hemen sonra yapılan groundstroke vuruşudur. IMG (International Management Group - Uluslararası İdare Grubu): Çok sayıda tenisçinin bağlı olduğu ve profesyonel turnuvalar düzenleyen büyük spor organizasyonlarından biridir. Advantage International ve ProServ de diğer iki büyük organizasyondur. Bunlardan başka, daha küçük organizasyonlar da vardır. ITF (International Tennis Federation - Uluslararası Tenis Federasyonu): Grand Slam, Grand Slam Cup, Davis & Federation Cup ve Olimpiyat karşılaşmalarını organize eder. Kısa açılı vuruş: File netinin üzerinden, çapraz olarak geçen ve genellikle servis karesi içine düşüp, rakip oyuncudan uzaklaşan bir vuruş şeklidir. Kick Serve: Topun yönünü değiştiren ya da servis alanına düştüğünde beklenmeyen yere sekmesine neden olan kuvvetli servis vuruşu. Knockout Competition (Eleme Maçı): Maçı kaybeden oyuncuların elendiği turnuva. Let (Let): Topun fileye dokunarak karşı çaprazdaki servis sahasına geçmesine let adı verilir. Bu durumda servis atışının tekrarlanması gerekir. (Tekrar edilecek vuruşa denir. Genellikle servis atışında olur.) Lingering: Oyun durduğu zaman tekrar oyuna başlamadan önce, bir oyuncunun kasıtlı davranarak, yavaş hareket ederek dinlenmeyi amaçlamasıdır. Lob: Topun yükseğe atılmasıdır. Fileye yaklaşan rakip tenisçiyi zor durumda bırakmak için arkasına doğru yapılan aşırtma vuruştur. Vuruş yapan tenisçiye yerini alması için zaman kazandırdığından, savunma amaçlı da yapılabilir. Lob-Vole: Vole vuruşuyla topu havaya lob şeklinde vurmak şeklidir. Genellikle diğer oyuncu veya oyuncular da file yakınında bulunurlar. Longline (Uzun Çizgi): Kenar çizgisi boyunca ya da kenar çizgisi yakınına doğru yapılan vuruştur. Loop: Groundstoke da vuruşu yapabilmek için yapılan geriye ve öne yapılan raket salınımının tamamı. Love (Sıfır): Puan alamama; sıfır puanının yaygın ifade biçimidir. Fransızca "l'oeuf" kelimesinden türetilmiştir. Lucky Loser / Playback: Bazı eleme turnuvalarında, yenilen oyuncunun diğer yenilen oyunculara karşı oynayarak, sonraki roundlara yükselme şansı vardır. Bu durumdaki oyunculara verilen ad "şanslı mağluplar" dır. Match Point / Match Ball (Maç Puanı / Maç Topu): Tenisçinin maçı alması için gerekli olan puandır. (Maçın tamamlanmasına bir puan kalması durumudur. Mesela, 3 set üzerinden oyrıanan bir maçta; 6/4, 5/2, 40/15 gibi veya, 5 set üzerinden oynanan bir maçta; 6/3, 7/5, 5/4, 40/30 gibi. Mini-break: Servisi kullanan tenisçi, tie-break sırasında puan alamazsa mini-break olur. MTC (Men's Tennis Council): Erkekler Tenis Konseyi Profesyonel erkek tenisçiler birliği. Net: Kortu ikiye ayıran filedir. Kendir, naylon veya sentetik ağdan yapılır. Çapı 0.034" 'ü geçmeyen sıkı bir sicime asılarak iki kazık arasına gerilir. Orta Yüksekliği 91,4 cm.dir. Net or Let (Net veya Let): Servis topu fileye dokunursa, file hakemi (net-chord judge) bu uyarıda bulunur. Non-Playing Hand (Yardımcı El): Raket tutmayan eldir. Dengeleyici pozisyonundadır. Not Up: Baş hakem tarafından, topun iki kez sekmesi (ikileme) halinde vuruşun geçersiz sayıldığının bildirilmesidir. Overhead (Başüstü): Baş üstünden yapılan atıştır. Smaç da olduğu gibi. Overhead Smash (Küt Vuruş): Genellikle yeterince yükseğe veya geriye atılmamış topu karşılamak için yapılan kuvvetli vuruştur. Servis vuruşuna benzer. Overrule: Baş hakemin diğer hakemler tarafından verilen bir kararı değiştirme ya da düzeltme hakkıdır. Ön kort: File, servis çizgisi ve bu iki kısım arasındaki yan çizgileri de kapsamına alan bölümdür. Palming the Ball (Avuç Vuruşu): Topu avuçla karşılamadır. Paralel vuruş: Topun kenar çizgisi yakınından vurulup, aynı paralelde giderek rakip sahada aynı çizgi civarına düşmesidir. Passing Shot: Rakibi fileye gelmiş bir oyuncunun, topu onun vole vuramayacağı şekilde arka tarafa atması. (Filede bulunan rakip oyuncunun, topa dokunmasına fırsat vermeden onu geçen ve puan olan vuruşlara denir.) Penalty Points (Penaltı Puanı): Sportmen olmayan davranış ihlali nedeniyle puan düşülmesidir. Place-up: Servis sırasında topun havaya atılmasıdır. Placement: Topun, genellikle rakibin karşılayamayacağı belirli bir alana atılmasıdır. Rally (Ralli): Servis atışından sonraki karşılıklı vuruşlar. (Topun iki oyuncu arasında, hatasız gidip gelmesine denir.) Receiver (Karşılayan): Servis topunu karşılayan oyuncu. Return (Dönüş): Servisi karşılayan vuruştur. Ralli sırasındaki vuruşlara da denir. Run the Ball Down (Topu Yakalamak): Uzak mesafedeki topu, koşarak ya da uzanarak karşılamaya çalışmak. Second flight (İkinci havalanış): Topun yere çarpıp sıçramasından sonraki topun havalanışı. Second Serve (İkinci servis): Oyuncuların oyuna başlamaları için iki servis şansı vardır. Birinci denemede başarısız olursa ikinci servis hakkını kazanırlar. Seeding: Turnuvaya katılan en iyi oyuncuların numaralanmış listesidir. En iyi oynayanlar genel sıralamada daha alt sıradaki oyuncularla eşleşirler. Bu da üst sıralardaki oyuncuların ilk turda birbirlerine karşı oynamaları engellenmiş olur. Serve and Volley (Servis Vole): Servis attıktan sonra oyuncunun fileye doğru koşup vole vuruşuyla puan almaya çalışması. Service Line (Servis Çizgisi): Fileye paralel uzanır, orta çizgi ve yan çizgiyle beraber servis alanını belirler. Set (Set): Her set 6 oyundan oluşur. 5-5 Berabere durumunda oyun 7 ye uzar. 6-6 berabere durumunda Tie-break oynanır. Genellikle maçı son setinde tie-break oynanmaz. Maçlar 3 veya 5 set üzerinden oynanır. Set puanı: Seti kazanmak için ihtiyaç duyulan son puan. Mesela, 5/2, 40/15 gibi. Set ball (Set puanı): Seti kazanmak için gereken son puandır. Side line (Kenar çizgileri): Kortun uzununa olan sınır çizgileridir.örn:tekler ve çiftler kenar çizgileri Slice (Kesme): Topa alttan eğirim vererek yapılan vuruştur. Topun vurulduktan sonraki uçuşu nete yakın geçer, top yere sektikten sonra fazla yükselmez ve kayarak büyük bir süratle ilerler. Slice serve (Kesik servis): Eğrimli servis çeşitlerinden bir tanesidir. Top yere sektikten sonra nete yakın geçer ve sektikten sonra fazla yükselmeden kayarak giderler. Smash (Smaç): Fileye yaklaşan oyuncunun aşırtma vuruşlarına karşı geliştirdiği servis vuruşuna benzeyen küt vuruşudur. Spin (Üstten eğirim): Topa üstten eğirim vermek. Top filenin en az 1 metre üzerinden burgulu bir şekilde geçer ve yere sektikten sonra hızla yukarıya sıçrar. Split step (Sıçrama adımı): Topu karşılamadan önce iki ayakla minik bir sıçrama yaparak topa vuruş pozisyonunu almak için yapılan adım. Swing: Raketin, çeşitli kavisli hareketlerle önden arkaya veya arkadan öne doğru götürülmesine denir. Single (Tek Oyun): iki oyuncu arasında, her sahada bir kişi olmak üzere oynanır. Scrambling: Bir oyuncunun kendisinden uzağa düşen topa zamanında yetişmek için, ayaklarımı ve adımlarını gelişigüzel kullanarak son çabasıyla koşmağıdır. Stringing (Tel çekmek): Oyuncular raketle topa vurabilmeleri için rakete belli bir gerginlikte çekilmiş olan telleri kullanırlar, topu daha çok kontrol etmek ve topa güçlü vurmak istiyorsanız raketinizin tellerini daha gergin çekmelisiniz veya topa hız vermek istiyorsanız raketinizin tellerini daha az gergin çekmelisiniz. Sweet spot (Tatlı nokta): Mükemmel ve iyi bir vuruş hissi ile vuruş yapabilmek için raketin yüzeyindeki merkezi alandır. T Pozisyonu: Orta çizginin servis çizgileriyle bağlandığı yerdir. Tie-break: Oyunlardaki 6-6'lık beraberlik sonrasında oynanan oyundur. 7 sayı alan kazanır. Sayılardaki 6-6 berabere durumunda iki sayılık üstünlüğü kazanan tie-break'i kazanır. Unforced error (Basit hata): Rakipten hiçbir baskı gelmediği halde yapılan basit hata. USPTA: ABD profesyonel tenisçiler birliği. USPTR: ABD kayıtlı profesyonel tenisçiler birliği kuruluşu. Uzun vuruş: Normal vuruş veya vole vuruşlarında, topların rakip oyuncunun arka çizgisi civarına veya servis atışlarında, servis çizgisi yakınına düşmesidir. X Pozisyonu: Oyuncunun orta sahada atak topunu vurduktan sonra, file ile servis çizgisi arasında ve topun geliş yönüne daha yakın, yani rakibin paralel veya çapraz vuruşunu yakalayabileceği pozisyon yeridir. Volley (Vole): Bir oyuncu top yere değmeden yaptığı vuruşa vole denir. Wild card: Pozisyonlarına ve aldıkları derecelere bakmaksızın turnuvayı gerçekleştiren organizasyon komitesinin oyunculara turnuvada oynama imkanı sağlamasıdır. WTA: Bayan tenisçiler birliği. Son Düzenleme fudy tarafından 18-04-2011 22:36 de yapıldı. |
|
|
|
|
#2 |
![]() ![]()
Giriş Tarihi: 30-08-2009
Mekan: Zanarkand
Yaş: 29
Favori Anime: Seirei no Moribito
Favori Manga: Vagabond, RuroKen
Mesaj: 2,030
|
Harika bir sözlük olmuş fudy, ellerine sağlık. Kural ve terimlere aşinalığım vardı ama bu kadar detaylı bilmiyordum. Teşekkürler.
|
![]() |
|
|
|
#3 |
![]() ![]()
Giriş Tarihi: 31-08-2009
Mekan: Sivas
Yaş: 32
Favori Anime: Magic Knight Rayeart, Rurouni Kenshin, One Piece, Slam Dunk, Basilisk
Favori Manga: Fairy Tail, Rurouni Kenshin, One Piece, Veritas, The Breaker
Mesaj: 1,611
|
çok açıklayıcı bir sözlük olmuş, ellerine sağlık fudy artık one outs'u daha rahat anlayabileceğim
|
![]() |
|
|
|
#4 |
![]() ![]()
Giriş Tarihi: 31-08-2009
Mekan: Bursa - İstanbul
Yaş: 20
Favori Anime: Death Note
Mesaj: 926
|
Ellerine sağlık fudy, gerçekten de çok açıklayıcı gözüküyor.
|
![]() |
|
|
|
#5 |
|
----
Giriş Tarihi: 10-09-2009
Mekan: İstanbul
Yaş: 21
Favori Anime: ADS!, Giant Killing, Paranoia Agent
Favori Manga: Hajime no Ippo, Slam Dunk
Mesaj: 334
|
Beyzbolla ilgili federasyonun eski sitesinde güzelinden bir iki döküman vardı, hakemler için hazırlanan dökümana şöyle bir bakmıştım, oradan hatırladığım kadarıyla home run'ı sayı turu olarak çevirmişlerdi...
__________________
Ve sâire
1) Internette turluyorsunuz 2) Şu anda AMT'desiniz 3) İmzamı okuyorsunuz 5) Dördüncü maddenin eksikliğini fark etmediniz 6) Dördüncü maddeyi kontrol ediyorsunuz 7) Şu anda gülümsüyorsunuz |
![]() |
|
|
|
#6 |
![]() ![]()
Giriş Tarihi: 25-09-2009
Mesaj: 1,323
|
Öyle yazdığını bilmiyordum bak. Ama Cross Game çevirilerinde sayı turu olarak çevirmiştim zaten. Ama tam olarak karşılamadığını düşündüğümden olduğu gibi bırakmayı daha uygun görüyorum şimdi. Adam diyor "şimdi home run vuracağım" sen bunu "şimdi sayı turu vuracağım" diye çeviremezsin. Onun yerine; "topu şimdi sahanın dışına göndereceğim" diye bir çeviri uygun düşer ama bu da sahnenin verdiği heyecanı veya komediyi tam karşılamaz. Bu tür tam karşılığı olmayan bazı terimleri olduğu gibi bırakma taraftarıyım.
|
|
|
|
|
#7 |
![]() ![]()
Giriş Tarihi: 30-08-2009
Mekan: Zanarkand
Yaş: 29
Favori Anime: Seirei no Moribito
Favori Manga: Vagabond, RuroKen
Mesaj: 2,030
|
Aslında herşeyin Türkçe'sini bulacağız diye çok fazla kasıyoruz bazen. Bu spor da bir çeşit kültür ve kelimeleri çevirmeden almamak çok da lüzumlu değil. Uzun yıllar önce Türkiye'ye gelmiş ve popüler kültürün bir parçası olmuş olsaydı bir takım Türkçe tabirler zaten oluşurdu. Mesela basketboldaki turnike, kimse lay-up demez mesela. Bu şekilde sonradan Türkçe'leştirmeye kalktığımızda bazen komik denecek tercümelerle karşılaşıyoruz. Örneğin, compact disc yerine yoğun tekerlek.
Kendi mesleğimden örnek vereyim. Biz denizcilerin kendilerine özgü bir dili vardır. Yer yer duyup kulak aşinalığı edinenler vardır. Mesela alesta kelimesi hazırlık yapmak anlamına gelir. Vira etmek, demir almak anlamına gelir. Gemici terimleri konusunda çok komik hatalara da rastladım. Starboard deck terimini yıldız tahtası güvertesi olarak çevirmişlerdi. İnsan bir sözlüğe baksa starboard kelimesinin geminin sağ tarafı için kullanıldığını ve Türkçe karşılığının da sancak güverte olduğunu çözmek çok zor değil. Neyse, ben de bir takım kelimelerin olduğu gibi bırakılmasından yanayım. |
![]() |
|
|
|
#8 |
|
----
Giriş Tarihi: 10-09-2009
Mekan: İstanbul
Yaş: 21
Favori Anime: ADS!, Giant Killing, Paranoia Agent
Favori Manga: Hajime no Ippo, Slam Dunk
Mesaj: 334
|
“ Orjinal Gönderi : fudy_46
|
![]() |
|
|
|
#9 |
|
----
Giriş Tarihi: 27-09-2009
Yaş: 20
Mesaj: 87
|
Gerçekten çok teşekkür ederim. Ve bu sözlüğün devamının gelmesini de 4 gözle bekliyor olacağım. Sporla aram iyi değil. Çeviriken çok zorlanıyorum. Genellikle de sporla ilgili geçen cümlelerimi barış abi hep düzeltir zaten :spit:
Bu arada benim gibi spor cahillerine yaptığım bir hata, Word "Beyzbol" kelimesini beysbol diye düzeltiyor. Bu hataya düşmeyin
|
|
|
|
|
|
#10 |
![]() ![]()
Giriş Tarihi: 30-03-2011
Yaş: 22
Favori Anime: Sailor Moon, InuYasha, Naruto, Dedective Conan, Loveless, Fate Stay Night, Basilisk.....
Favori Manga: ...
Mesaj: 275
|
Çok detaylı bir sözlük teşekkürler paylaşım için...Sadece beyzbolu kapsaması düşündürücü diğerleri de olsaydı sen o zaman bak
__________________
Son Düzenleme FishEye tarafından 14-04-2011 01:46 de yapıldı. |
![]() |
|
![]() |
| Şu Anda Bu Konuyu İnceleyenler: 1 (0 Üye ve 1 Misafir) | |
| Konu araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Hangi Animeleri İndiriyorsunuz? | meyday | Anime Tartışmaları | 960 | 03-12-2011 17:26 |
| AMT 2010 En İyi Spor Animesi Anketi | bedifeci | En iyi Spor Animesi | 29 | 19-11-2011 20:36 |
| Genclik ve Spor Bayrami | Susano'o | Genel | 3 | 19-05-2010 20:41 |
| 2009 Sonbahar Animeleri | spartiate | Anime Tartışmaları | 21 | 09-10-2009 20:01 |
| Oniki Krallık Terimler Sözlüğü | Susano'o | Terimler Sözlügü | 10 | 29-09-2009 20:04 |